Mucize Doktor 18. Bölüm


(Jenerik müziği…) (…) (…) Sıcacık menemen geldi. Başka bir şey ister misin? Kek falan yapayım mı sana? Mutluyken yemek yapmana bayılıyorum. Mutluyum tabii. Ama benim çok dikkat etmem lazım Açi. Yani duygularımdan emin olmam lazım. Tamam, emin olursun. Ne olur şuraya
bir otur lunaparkı anlat hadi. Çok güzeldi. Ama böyle görsen kendini nasıl
kasıyor, nasıl sıkıyor. Yine de yapıyor biliyor musun? Öldüm gülmekten. Çok eğlendim. Bir de öyle hayır falan da dinlemedi. Israr etti, çekti götürdü beni. Allah Allah! Hoşuma da gitti böyle yapması aslında. Ne bileyim. Sonuçta tanıyor işte beni. Yok. Ama yok. Benim ne hissettiğimi… …çok iyi bilmem lazım. Ali’ye herhangi biri gibi davranamam. Tamam, ama nasıl emin olabilirsin ki
böyle bir şeyden? Şimdi uzak durmak işlemedi. Ben onu pek beceremedim. O yüzden vakit geçireceğim onunla. Ama net olmadan hiçbir
adım atmamam gerekiyor. Geri dönüşü yok çünkü bunun. Bu arada abartma niye
geri dönüşü olmasın? Hayır, Açi gerçekten abartmıyorum. Doğru dürüst karar vermeden,
kesin olmadan bir şeyler… …Ali’ye karşı adım atmamam gerekiyor. -Çünkü…
-Ali o. Evet, Ali o. Sonradan onu üzmeyi göze alamam. Ama aceleye gelmez böyle işler. İyi o zaman gelecek seneye
sizi evlendiririz hanım kızım. Allah Allah! Yiyeceksin. -Hepsi bitecek.
-Tabağımda var. Bitireceksin böreklerin hepsini.
Tabağında falan değil. Simit de aldım sana.
Akşam simidi bunlar çıtır çıtır. Sen beni obez yapacaksın iyice. Ameliyatıma sen girersin artık. Alo Ferman Hoca’m. Ali ne oldu gece gece? Çok güzel ol! Konfor alanımın dışına çıktım.
Cesur oldum. Oldu, oldu! Ne? Hocam siz dediniz ya bana,
tavsiyelerinizi dinledim. Çok da güzel, mutluyum şu an.
Acayip derecede mutluyum hocam. Çok güzel şeyler oldu.
Sizi teşekkür etmek için aramıştım. Lunaparka gittim. Ee… …sonra bir kaçtım ama geri döndüm.
Çok güzeldi. Bir kötü oldum ama yine de yaptım. Yaptım hocam. Çok güzeldi. Ali tebrik ederim. Eğlenebilmişsin lunaparkta da
bundan bana ne? Oğlum, sen niye arıyorsun beni gece gece? İşim var gücüm var.
Önemli bir şey oldu sandım Ali. Kapat telefonu hadi. Fer… Kapattı. Hiç alfa ve beta dalgası yok. Sıfır! Ferman bu kız niye uyanmıyor?
İkizinin vitalleri yerinde! Ameliyatta ayırma işleminde
yanlış yapmadık. Eminim. KB’si stabil, saturasyonu gayet iyiydi. Bölgesel kan tedariki de sağladık. Aklımda tek bir ihtimal var.
Arya’ya sagittal greft uyguladık. Eğer vende bir kanama sorunu varsa,
bu neden uyanmadığını açıklıyor olabilir. -MR anjiyo.
-Aynen. -Hadi. Ada’nın durumu nasıl?
-Suat yanında. (Yaşam destek ünitesi çalışıyor) (Yaşam destek ünitesi çalışıyor) Çok korkuttun bizi Ada.
Hoş geldin tekrar. Şimdi sana üç kelime vereceğim. (Suat) Bunları aklında
tutmaya çalış olur mu? Çilek… …araba, misket. Yüzden geriye altışar sayabilir misin? Ben ODTÜ’yü kazanmak istiyorum
biliyorsun değil mi? 94… …88… …82… …76… Kelimeler neydi peki? Çilek… …araba… …misket. Oo ODTÜ çok iyiymiş.
Sen oraya girmişsin bile. Emin olmak için bir sürü test yapacağız. Ama kalbin gayet iyi duyuluyor. (Yaşam destek ünitesi çalışıyor) Arya nasıl? O daha uyanmadı. Sen biraz erkencisin. Nasıl uyanmadı? Kardeşim uyanmadı mı?
Beni götürün onun yanına! -Lütfen.
-Tamam, tamam sakin ol. Lütfen sakin ol.
Senin dinlenmen gerekiyor. Bak, henüz bir şey
söylemek için çok erken. Sana söz veriyorum. En ufak bir gelişme
olduğunda ben sana haber vereceğim. Söz veriyorum. Merak etme. (Yaşam destek ünitesi çalışıyor) (Kapı kapandı) Yarın başlıyor inşaat. Burayı evsizler kliniği
yaptığına inanamıyorum. Gurur duyuyorum seninle. Çok teşekkür ederim ama bence
kendinle de gurur duy. Senin desteğin olmasa
hiçbirini yapamazdım. Hangi destek bu?
Benim haberim bile olmayan. Aa, asistan desteğin tabii ki. Yok, Beliz Hanım hiç sulanmayın. Gerçekten bu ilişkide
tutarsızlık var biliyor musun? Sen ne zaman bir şey
istesen ben yapıyorum… …ama ben isteyecek olsam
Beliz Hanım arazi. Kabul etmiyorum. Tamam, yapacağım bundan sonra söz. İlk seferde yapacaksın. Evet, ilk seferde yapacağım. Öyle benim pozisyon başka… …öyle şeyler demek yok. Asla demeyeceğim.
Yeter ki bana asistan ver lütfen. Lütfen. -İyi tamam veririz.
-Gerçekten mi? -Evet.
-Gerçekten mi? Çok teşekkür ederim. Alacağını aldın. Neden? Çünkü kolayım… …uyumluyum, düşünceliyim, mükemmelim! (Müzik) Hmm bu poğaçayı nereden aldınız? Müthiş. Aa, şey gibi söylemedi mi?
Ferman Hoca gibi? -Müthiş!
-Evet. -Müthiş!
-(Demir) Bak öyle değil. Müthiş! Müthiş! Müthiş! Şey var şey… Evet, nedir? Ciddi ama. Evet, nedir? (Nazlı) Ya Demir! -Fazla şey oldu.
-Ya Demir! (Nazlı) Bir dakika ya
ben de deneyeceğim o zaman bir şey. Böyle hasta odalarına girişi var ya… Merhabalar ben Doktor Ferman. Merhabalar… Şey var bir de… Hemen BT yapalım.
Demir, Nazlı hadi! Hadi. Aynısı. (Açelya gülüyor) Ben de bir tane bir şey yapacağım. Benim de bildiğim var. Bakın bana bakın. Bazen ayrılıktan başka yol yok. Gibi görünür. Ama vardır. Neden gülmediniz? Olmadı mı? Bir dakika, bir dinle… Bakın bir tane daha var. Aa, kalktınız. Sevdiniz mi? Tamam, bakın. Müthiş! Evet. Müthiş! Evet, müthiş! Bakın. BT’yi hemen çek. Çabuk çek, çek, çek! Hadi Ali! Ali! Ali! Sen bunu sevdin. Bak senin için. Müthiş! Bir tane daha mı? Müthiş! -Güzel oldu değil mi? Oldu mu?
-Bence müthiş oldu Ali. Ne oluyor burada? Hocam çok özür dilerim. Herkes bir
tane yapınca ben de yapayım dedim. Bu ne hâl arkadaşlar? Hastamız komada ve siz burada
geyik mi yapıyorsunuz? Şu an hastanemizde bir durum oluşsa
biz vakayı nerede tartışacağız? Burada mı? Reçellerinizin üstünde mi? Siz doktor olduğunuzu mu
unuttunuz arkadaşlar? -Hocam çok özür dileriz.
-Bırak! Bırakın! Sizin ayarlarınız bozulmuş anlaşılan. Sizi kendinize getirmem gerek. Yeni görev… Son bir yılda bizim serviste
yapılan bütün ameliyatlar… …adım adım ezberleyeceksiniz.
Sınav yapacağım. İki gününüz var. -İki gün?
-Evet. Hocam, onca vakayı biz nasıl iki günde– Nazlı şansını zorlama,
tek güne indiririm. -Hocam–
-Ne oldu Demir? Ne oldu? Hah iyi. Burayı toparlayın hemen. Arya’nın MR sonuçları çıktı, 10 dakika
içinde toplantı salonunda olacaksınız. Hadi. (Müzik) Müthiş. Teşekkürler Ali. Gel yardım et bari, gel. Son bir yıl dedi. Benim geldiğimden beri olan
olaylar benim ezberimde zaten. Yok artık. Ali o kadar mı ya? Evet, daha öncekilerini bilsem,
onları da ezberlerdim ki. Ya haksızlık bu. Sen de dosyaları nereye
kaldırdığımızı bilmiyorsun. O ne olacak şimdi? Şaka şaka ben sana gösteririm. Hatta çıkarttırayım. Yok, hiç zahmet ben senin
için ‘flashdisk’e attıracağım. Teşekkür ederim Nazlı. (Müzik) Evet, tabii tabii. Bu öğleden sonra mı? Olur, ben müsaittim ayarlayabilirsin. Öğleden sonra uyar bana. Tamam, canım konuşuruz yine. Hoşça kal. Aa, Tanju Korman değil mi bu? Ama koskoca Tanju Korman koridor
köşelerinde bir çaresiz hâller falan. Hayrola, ne oldu sana? Uyanmıyor. İkizlerden Arya uyanmıyor. Her şeyi denedik ama olmuyor. MR sonuçlarını bekliyorum. Ali’nin yok mu yeni bir fikri falan? Çocuk yapacağını yaptı zaten. Nazlı yok mu? Kıvılcım ben yapamadım. Benim yapamadığımı Nazlı mı yapacak? O açıdan demedim.
Ali, Nazlı olmadan bir hiç. Onu diyorum. (Kıvılcım) Yani fark etmediğimi mi
sanıyorsun. Ali şu hastaneye geldiğinden
beri Nazlı onunla uğraşıyor. (Kıvılcım) Hastaneye alıştırıyor,
insanlara alıştırıyor. (Kıvılcım) Neredeyse
elinden tutup gezdirecek. (Kıvılcım) Kızcağız bütün
vaktini Ali için harcıyor. Şunu söylemeye çalışıyorum.
Ali, Nazlı olmadan biraz işlevsiz. Bak şöyle yapalım.
Sen ben dinle ve bu vakada… …o ikisini ekip yap. Ali, Nazlı’dan beslensin… …sonra da Arya’yı kurtarsın öyle mi? Evet, aynen öyle. Yani biliyorum. Evet, biraz haksızlık. (Kıvılcım) Adaletsiz bir ilişki oluyor. (Kıvılcım) Çünkü kıza çok
yük oluyor Ali ama… …Nazlı olmadan da Ali işlevsiz
kalıyor. Yapacak bir şey yok. Sen bunu bir düşün derim ben. Tamam mı? Hadi. (Duygusal müzik…) (…) Babam yeni ayakkabı alamayız, dedi. Ama çok üzülme gelecek aya alırız artık. Bunlarla gidemem. Ama gitmen gerek. Sınavın var. Çocuklar… …benimle dalga geçiyorlar. (Duygusal müzik) (Ahmet) Bak şimdi benim
ayakkabılarımı giyeceksin. Şöyle. (Duygusal müzik) Bak şimdi bir şey yapacağım,
tam olacaklar. Bunu alıyorum… …katlıyorum… …ve ayakkabının içine koyuyorum. Şimdi sok bakayım ayağını. Evet. Şimdi bunu da alıyorum… …katlıyorum… …bunu da sok. Sok, sok. Oldu. (Duygusal müzik) Ama sen? Ben bugün okula gitmeyeceğim zaten. Çok önemli dersim yok,
kaçırırsam bir şey olmaz. Ama bak senin sınavın var tamam mı?
Sakın geç kalma. Çantanı al, giy bakayım. Bunu da sok, böyle. Sakın geç kalma tamam mı abim? (Duygusal müzik…) (…) (Hep bir ağızdan) Aa, terlik giymiş! (Çocuklar dalga geçiyor) (Çocuklar dalga geçiyor) (Duygusal müzik) (Erkek çocuk) Tipe bak kışın
ortasında terlik mi giyilir? (Çocuklar gülüyor) (Çocuklar dalga geçiyor) Öğretmenim annemde fazla terlik var. Onu getireyim giysin Ahmet. (Çocuklar gülüyor) Hey size diyorum sessiz olun. (Öğretmen) Bakın sizi kaldırırım sözlüye. (Duygusal müzik) (Öğretmen) Hişt! Ahmet, oğlum ayakkabıların nerede senin? Bak hava çok soğuk. Üşürsün terlikle. Annem ayakkabılarımı yıkamış da
o yüzden giymedim öğretmenim. (Çocuklar gülüyor) Tamam, oğlum sen sorunu çöz bakma onlara.
Tamam mı? (Öğretmen) Hişt! (Çocuklar gülüyor) (Öğretmen) Hişt! (Çocuklar gülüyor) (Duygusal müzik…) (…) (…) Ferman Hoca’m hani… …ezberlememizi istediğiniz dosyalara
kendi şifremle bakabiliyor muyum? -Nazlı çıkarır senin için Ali.
-Hayır! Nazlı çıkarsın istemiyorum.
Ben kendim çıkarmak istiyorum. Ali toplanmamız lazım, dosya falan
karıştırma, benim canımı sıkma. Peşime düş, hadi! (Yaşam destek ünitesi çalışıyor) (Kapı açıldı) Alla Allah! Al bakalım. (Açelya) Odanın sıcaklığı da iyi. Donuyorum. Aslında soğuktan üşümüyor,
ilk defa yalnız kalıyor. İlk defa kardeşinden ayrı. O yüzden üşüyor. Yalnızlık buz gibi bir şeymiş. Ne zaman göreceğim ben kardeşimi? Doktorlar en kısa zamanda
haber verecekler. Ben de bizzat kontrol edeceğim Arya’yı. -Geçmiş olsun.
-Çok sağ olun. Tamam, tamam annem. Isındın mı biraz? (Kapı kapandı) (Suat) Arya’nın
willis poligonunda malformasyon var. Medial cerebral daralmış,
iki milimden ince. Beyine kan gitmiyor. Arteri bypass ettiğimiz yer şurası.
Ve çok az kan akımı var. Ne yapacağız peki,
yeniden mi açacağız kızı? Daha yeni büyük bir ameliyattan çıktı. (Ferman) Beyni daha toplanmadı,
yeniden açarsak inme riski artar. (Tanju) Başka bir önerisi olan var mı? İntravasküler. İntravasküler mi? Ne alaka?
BT daha iyi görüntülenme vermiyor mu? -Zaman kaybı.
-Değil. Öyle demek istemedi. Medial cerebral artere stent
takalım diyor anjiyo laboratuvarında. Evet, aynen öyle. (Suat) Çok iyi fikir.
Bence hemen yapalım. İyi de stent kalp ve
karotise takılmaz mı? Biliyorum alışılmışın dışında. Ama biz
alışılmışın dışına çıkalı bayağı oldu. Ben başka bir opsiyon görmüyorum. -Ferman?
-İnme riskini azaltacaktır. Takalım stendi. Ali aferin. Doktor Vefa… …beni asiste etmek ister
misin stendi takarken? Olur. Çok güzel. Hadi gidelim. (Tanju) Ali. Sonrasında Nazlı’ylasın. (Müzik) Neden abimi kurtarmadınız? Ne diyorsun çocuk, nereden çıktı bu? Sağlam olan oydu, iyi olan oydu.
Ben sırtındaki yüktüm onun. Ne diyorsun evladım sen? Orada, göçükte. Benimle ilgilenmemeliydiniz. Abimle, onunla ilgilenmeliydiniz. İyi olan oydu, hak eden oydu. Ali. Abin için yapacak bir şey yoktu. Ben oraya vardığımda… Şimdi yapın o zaman. Ben herkese yük oluyorum, size de. Nereden çıktı bunlar çocuk? Bunlar hep vardı hocam,
hep önümüzdeydi, ortada. Ben bazen unutuyordum sadece. Başkası olmadan ben neye yararım ki? Hiç. Evladım–
(Kapı açıldı) (Duygusal müzik) Evet canım, tabii verdiğin
ilaçları yutuyorum. Sabah akşam aynı saatte de
iğneleri yapıyorum, değil mi? Ve… Evet. Merak etme sen, ben başaracağım bu işi. Bu, döllemeye kadar böyle mi
devam edecek? Harika. Selam. Canım, ben seni sonra arayayım mı? Tamam, hoşça kal. Ne yapıyordun sen, iyi misin? İyiyim, bir ağrım var.
Doktorla konuşuyordum. Geçmiş olsun. Hangi doktorla? Kendi jinekoloğum Beliz. -Evet, niye gelmiştin?
-Yukarıda inşaat başladı. Benden duy, sinir krizi
geçirme diye geldim. İyi, harika. Hayırlı olsun. Kıvılcım, hayırlı olsun mu? Bu kadar mı? Tam olarak senin burada
olay çıkarman gerekiyor. Hadi. Ne olay çıkaracağım be? Sen bu
işi kafaya taktın, değil mi? Eninde sonunda da yapacaksın o inşaatı. Ben de kabul etmek zorunda kalacağım. O kadar hayat tecrübemiz var yani. Neyse benim bir toplantım var,
çıkıyorum ben. Görüşürüz sonra. (Kapı kapandı) (Müzik) (Yaşam destek ünitesi sesi)
(Gerilim müziği) (Suat) Ne kadar incelmiş, görüyor musun? (Suat) Horizontal segmente bak. (Ali – Suat) Medial cerebral arterde. (Yaşam destek ünitesi sesi) Hakkında çok şey duydum Doktor Vefa. (Suat) Seninle çalışmak büyük zevk. Gerçi herkes için öyle değildir,
bağnazları geriyorsundur. Bağnazları geriyor muyum? Neden benim yüzümden insanlar geriliyor? Çünkü yeteneklisin. Hiçbir kalıba sığmıyorsun. Cerrahlar kendilerini
yaşıtlarıyla kıyaslarlar. Sen bir iki adım falan değil,
yıllarca ileridesin hepsinden. Boş ver! Örümcek kafalılar istedikleri
kadar gerilebilirler. Ama ben insanları germek istemiyorum. Ben insanlara yük olmak istemiyorum. Sen insanlara yük
olduğunu mu düşünüyorsun? Adil Hoca’ma, Ferman Hoca’ma… …Nazlı’ya… …abime. Hep ben bir şeyi anlayayım diye
iki kere anlatmak zorunda kalırlar. Hep benim yüzümden bir iş yapmak
zorunda kalırlar. Yük oluyorum. Tamam canım belki biraz öyle
yük oluyorsundur. Yalan söylemeyeceğim şimdi. Ama her ilişki karşılıklıdır. Sen de karşılığında
hepimize ilham veriyorsun. Öyle mi? Aynı bu durumdaki gibi. Arya, senin fikrin sayesinde kurtulacak. Avantajlar, dezavantajlar… …her ilişkide vardır, sıkma canını. Evet, doğru pozisyondayız. (Suat) Balonu şişir lütfen. (Suat) Güzel. Biraz daha kontrast ver. Kan akımının normale
dönmüş olması lazımdı. (Makine uyarı veriyor) -(Ali) Arterin proksimal ucu ayrılıyor.
-Balon, arteri zedeliyor. Dalga biçimi bozuluyor,
stent tutmayacak. İnme inecek, çıkarıyorum. (Makine uyarı veriyor) Dalga biçimi normale dönüyor, stabil. Fikrim tutmadı işte, olmadı. İnsanlara yük oluyorum işte! Tamam, sakin ol. Başladığımız yere geri döndük sadece.
Bir şeyi bozmadın. (Suat) Ama kızın beyni
ölüyor hâlâ açlıktan. Ne yapsak? Adil Hoca’ya mı danışsak? Bir de Adil Hoca’ya yük olalım değil mi?
Bir de ona yük olalım! Yeter artık, kardeşimi görmek istiyorum! Ada, bu mümkün değil. Çok uzun bir ameliyattan
daha yeni çıktın. Kontamine olma riskini alamam. Arya’nın bana ihtiyacı var. -Ada, ben seni çok iyi anlıyorum.
-Anlayamazsınız! Siz hiç kolunuzdan ayrılmak
ne demek biliyor musunuz… …ya da elinizden? Böyle bir şey hissedebilir misiniz? (Müzik) Bütün hayatım boyunca
buramdaydı benim… …baş ucumda. Nefesine alışığım ben onun… …o da benim. -Anne, bir şey de.
-Tamam. Camın arkasından bari, olmaz mı? Birbirleri olmadan tek bir
anları geçmedi bunların. Şimdi onun bana en çok ihtiyacı olduğu
anda onu yalnız bırakamam. Ne olur bir kere göreyim, lütfen. Gerçekten yapamam, çok üzgünüm. (Tanju) Senin önce
kendini düşünmen lazım. Şimdi kalbine bir test yapacağız,
ne durumda olduğunu anlamak için… …kardiyak kateterizasyon. Ona hazırlansanız iyi olur. (Müzik) Keşke size yardımcı olabilseydim ama… …her şeyi inceledim… …greftli damar stent tutmaz. Kızın beyni aç, bu şekilde beslenemiyor. Kardeşinden besleniyordu
ama şimdi yalnız. Ne yapacağız? Yapacak bir şey yok. Arya artık başının çaresine bakacak. Ne kadar tahmin ediyorsunuz? (İç çekiyor) Cevabı gayet iyi biliyorsunuz Suat Hanım. (Kapı vuruluyor)
(Kapı açıldı) -Bir sorunumuz var.
-Arya! Ada. Anjiyo yaptım ama kalbi
iyi durumda değil şu an. Çünkü yalnız yapamıyorlar. Birinin beyni, birinin kalbi
kardeşi olmadan dayanmıyor. Ne yapacağız? Toplanıp bir yol bulmamız gerekiyor,
başka çaremiz yok. Yoksa dayanamayacaklar. Akım var ama kızın kalbi,
kalp kası çok zayıf. Tamam, gidelim. (Gerilim müziği) Adil Hoca’m, yalnızlık çok
zor bir şey değil mi? Evet, zor. Ama ilişki daha zor. Ben anladım Adil Hoca’m, bu hayatta
her şey için sertifika lazım. Okul için… …doktor olmak için, adam olmak için… …birini sevmek ve sevilmek için. Benim bu sertifikaları almam lazım. Çünkü bu sertifikalar olmadan
hiçbir şey yapamayacağım. Evet oğlum, zor. (Duygusal müzik) Ama inan bana… …bunların hepsi
yalnızlıktan daha iyidir çocuk. Benim Ada’ya yardım etmem lazım. (Kapı kapandı) (Duygusal müzik) Kalp vakaları. Beyin. Enfeksiyon. Dalak, beyin, eklem. Mide. Mide… Mide nerede ya? Daha kategorize bile edemiyorum! -Sen ne yaptın?
-Yaptım. -Ne yaptın?
-Greft yaptım, gel bak. -O ne ya?
-Kurtuluş biletimiz. Gördüğün gibi dışarıdan bakıldığında… …herhangi bir silgiden
farkı yok değil mi? Evet. (Demir) Ama içini açtığımız zaman… İşte! Kitap sar içine, kitap! Yok artık, kopya mı çekecesin? Evet. Niye küfür gibi söylüyorsun ki? Adam iki günde 1000 tane
vaka ezberleyeceksin dedi. Yakalanırsan ne olacak? Ayrıca nereden biliyorsun
kalemle kâğıtla yapacağını? Ya sözlü yaparsa? Ben ne bileyim ya? Çaresizlikten ne yapacağımı şaşırdım. Hadi oturup çalışalım diyeceğim de… …dağ gibi dosyayı
iki günde kim ezberler ki? -Ali.
-Ali. O zaman ben gidip
konuşuyorum, soruyorum. -Tamam.
-Ne bileyim, bize bir… …ipucu versin, taktik versin.
Kesin bir şey söyler. Aynen, süper fikir, tamam. (Mesaj geldi)
(Demir) Süper fikir. (Mesaj geldi) Acil toplantı. Fırla! Ne? Beş bin lira mı? Abi benim arabanın kendisi
beş bin lira eder, sen ne diyorsun? Koyma ona o kadar yağ. Yağ istemiyor araba. Hayır, koyma. Allah aşkına tamam, öylece
bırakır mısın benim arabamı? Bırak. Ben gelip ittire ittire
götüreceğim arabamı. Bu akşam gelip alıyorum. Bırak tamam, dokunma. Hadi. Eşkıya mıdır nedir! Güneş ne oldu, iyi misin? Ben iyiyim de benim düldülü… …emekliye ayırmanın
zamanı geldi herhâlde. Hadi ya! Sen çok seviyorsun ama onu. Yani… Var mı benim yapabileceğim bir şey peki? Nasıl bir şey? Şaft falan
değiştirmek gibi mi? Yok canım yani ne bileyim– Sen motoru mu tamir edeceksin? Yoksa yan sanayi bir yedek parça
falan mı yaptıracaksın düldüle? Saçmalama Güneş ya, destek
olmak için söyledik herhâlde! Tamam Gülin. Yapabileceğin
hiçbir şey yok o zaman. -Öyle mi?
-Öyle Gülin. Ben bakarım başımın çaresine, sağ ol! Güneş! Ya bir gelsene buraya. Vallahi böyle olmayacak Selvi abla. -Ne olmayacak?
-Güneş ya, delirtiyor beni. Ne desem bana bir laf sokar oldu,
bir hâller geldi bu çocuğa. Ablam boş ver, Güneş işte. Onun arabası bozulmuştu, belki ona
takılmıştır kafası arabasındadır. Ama şurama kadar geldi benim. Böyle giderse ben bitireceğim bu işi. (Gülin) Alsın o arabasını başına çalsın,
ne yapıyorsa yapsın! Sen bilirsin Gülin. İstiyorsan hemen kes at, bitir. Ama şunu unutma,
yalnızlık çok tatsız bir şey… …dayanılacak gibi değil. Sen bilirsin. Tamam. -Görüşürüz.
-Görüşürüz. (Müzik) (Ferman) Ventrikül genişlemiş
ve gerilmiş durumda. Ameliyattan sonra bir iyileşme
bekliyorduk ama… …Ada’nın kalbi zar zor
pompalıyor şu an. Bu hiç mantıklı değil. Biz
ameliyatı bunun için yapmadık mı? Kalbindeki yükün azalması gerekiyordu. Hocam, kalp sandığımızdan da
kötü durumda. Arya’nın kalbi bütün işi yaptığı için de
şu ana kadar göremedik. Ne yapacağız peki? -Yeni bir kalp verebiliriz.
-Zamanında eşleşen donör bulamayız. Ada daha fazla dayanamaz. -(Suat) Yapacak bir şey yok.
-(Nazlı) Nasıl ya? İkisinin de ölmesini mi bekleyeceğiz? Hocam bir yolu olmalı. (Sessizlik) Bir yol var. Ada için uygun bir kalp donörü var. Ali. (Müzik) Bir dakika. Arya’nın kalbini Ada’ya mı
takalım diyorsun? Kardeşler monozigotik
yani tam uyumlular. Arya ölmedi, hâlâ hayatta. -Hayır, komada.
-Kalbi hâlâ atıyor Suat. Tepki vermiyor Tanju!
Ne ben ne Adil Bey… …beynine tekrar kan akışını
sağlamanın yolunu bilmiyoruz. Böyle bir şeyi teklif
ettiğine inanamıyorum. (Ferman) Lütfen sakin olur musunuz? Ali ölsün diye söylemiyor zaten.
Anlatır mısın neden olduğunu? Kalbini verirse, kardeşini
kurtarabilir diye düşündüm. (Suat) Bakın, Adil Bey’e tahmini
bir süre sordum… …Arya bu şekilde
ne kadar yaşayabilir diye. -Bendeki süre belli çünkü.
-Saçmalama Suat! Bir gece Tanju, bir gece. Arya bu geceyi ya çıkarabilir
ya çıkaramaz. Tanju Bey, bakın o kızın kalbini
ben de almak istemiyorum. Ama eğer birini bile kurtarma şansımız
varsa gidip anneleriyle konuşalım. Böyle bir şey olmayacak. İkizlerden birini kurtarmak için
diğerini öldürmeyeceğiz. -Tanju–
-Saçmalama! Bölüm benim, vaka benim, karar benim. (Tanju) Böyle bir şey olmayacak. (Gerilim müziği) Peki girişi buradan verirsek
maliyet artar mı? Beliz Hanım. Merhaba. Bir dakikanız var mı acaba,
konuşabilir miyiz? Tabii. Geliyorum hemen. (Gerilim müziği) Şey, dün konuşmuştuk ya. Bir şey istersem yapacaktın,
ilişki böyle bir şey dedik. -Evet.
-Yardımına ihtiyacım var. İkizlerden biri komada ve
çıkacak bir belirti göstermiyor. Ama diğerini, onun
kalbini alırsak yaşatabiliriz. Tanju Bey izin vermiyor. Bir
şekilde onu ikna etmen lazım. Onunla konuş, zamanımız daralıyor. -Tamam, elimden geleni yapacağım.
-Teşekkür ederim. (Beliz) Ben hemen geliyorum,
siz lütfen devam edin. (Kapı açıldı) Ali. Sana bir şey soracağım. Diyelim ki Ada ya da Arya… …ikisinin de durumları eşit ama… …biz sadece bir tanesini
kurtarabiliyoruz. Hangisini seçerdin? Hangisi daha zayıf… …hangisi diğerinin sırtına yük… …ötekini seçerdim. Asla senin cevabın değil bu. Ne oluyor sana? Bilim böyle söylüyor. Bak bu mandalinalardan biri çürük. Eğer diğerinin yanında
kalmaya devam ederse… …öbürünü de çürütecek. Hayır. Bak, bu mandalinanın burası ham. Bunu yanına koyarsak… …onu çürütmeden olgunlaştıracak. Yani iyi olmasını sağlayacak. Yanlış düşünüyorsun. Çürütecek. İlişkiler eşit olmalı. Eğer eşit değilse sorun olur. Ne demek şimdi o? Ali seni gerçekten bazen hiç anlamıyorum. Çünkü çok iyi bir insansın. Hiç kendini düşünmüyorsun. (Duygusal müzik) Bak bu sağlam mandalina senin. Al. (Duygusal müzik) Çürük olan da benim. (Duygusal müzik) (Kapı açıldı) (Kapı kapandı) Hastane kurallarımız. Hatırlamak ister misiniz? -Ne demek bu şimdi?
-Unutmuş gibisiniz. Mesela bir hastayı yaşatma
ihtimalimiz varsa yaşatmak… …sizin birinci sorumluluğunuz.
-Beliz Hanım– Bu sorumluluğu yerine
getirmeyen doktorları… …kurula sevk etmek de
benim birinci sorumluluğum. Ben tehdit mi ediliyorum şimdi? Biraz önce çatıştığım doktorun
kız arkadaşı tarafından. Karşı tehdit. -Onlar benim hastam.
-Hastane de benim hastanem. Bunu söylemekten hiç hoşlanmıyorum
ama burası benim hastanem. Hasta yakınlarını eksik
bilgilendirmekten… …ya da görevi ihmalden
size soruşturma açabilirim. Bunu yapmak istemiyorum ama yaparım. Ferman’ın kız arkadaşı olduğum
için değil, sizin için yaparım. Çünkü burada bir hastanın
hayatı söz konusu değil… …sizin kariyeriniz de buna bağlı. Şimdi bence bir daha düşünürsünüz siz. İyi çalışmalar. (Kapı açıldı) (Kapı kapandı) (Gerilim müziği) (Ferman) Evet, ne dedi? -Yapacak.
-Gerçekten mi? Yani ağzından çıktı mı bu cümle,
yapacağım dedi mi? Tanju’yu tanıyorum Ferman, yapacak.
Güven bana. Çok teşekkür ederim. Biliyorum bu ameliyatı yapmak
seni mutlu etmiyor. Hatta çok üzüyor. Ama yapman gerekiyorsa
yapacaksın, başka çaren yok. İşte ilişki gibi ilişki oldu. Gel. -Çok teşekkür ederim. Ben kaçtım.
-Git. (Gerilim müziği) (Müzik…) (…) Tanju Bey. (Duygusal müzik) Ayla Hanım bunu yapmak
gerçekten çok zor. O yüzden ben doğrudan söyleyeceğim. Arya’nın uyanıp
uyanmayacağını bilmiyoruz. Hatta buna dair hiçbir işaret de yok. (Tanju) Ama bir şeyi çok iyi biliyoruz. Ada o kalple daha fazla yaşayamaz. (Duygusal müzik) Size… …Arya’nın kalbini Ada’ya takmayı
teklif ediyorum. Yani siz bana seç mi diyorsunuz? Ya bir kızımı kurtaracağım… …ya da ikisini birden kaybedeceğim. Bir anneye söylenir mi bu? Ayla Hanım ben ikisini de
yaşatmayı çok isterdim. Ama bu maalesef mümkün görünmüyor. (Duygusal müzik) Ben gerçekten çok üzgünüm. Ali, gel. (Duygusal müzik) Biraz daha beklesek? Belki uyanır kendiliğinden. Olamaz mı? Üzgünüm. (Ali) Ada’nın kalbi… …yarını çıkaramaz. Bekleyemeyiz. Allah’ım… (Duygusal müzik) Peki nasıl yani? Arya’nın canı çok acıyacak mı? Sadece ventilatörü kapatacağız. Yaşam ünitesinden ayrılacağı için… …hemen uykuya dalacak. (Tanju) Yani hiçbir şey hissetmeyecek. (Duygusal müzik…) (…) (Ayla) Yapamayacağım. İnanın… İnanın, Arya’nın bilinci açık olsaydı… …kardeşini kurtarmak için elinden
ne geliyorsa yapardı. Doğru. Bir şartım var. Ada bilmeyecek. Ama anlar. Ona Arya’nın öldüğünü söyleyeceğim. Kalbini takmak için
fişini çektiğimizi söylemeyeceğim. Ömür boyu affetmez beni. (Ayla) Söz verin. Siz nasıl isterseniz. (Duygusal müzik) Annem. (Ayla) Annem. (Ayla ağlıyor) Annem, Arya’m, Arya’m. Annem. (Ayla) Beni affet annem. (Sessizlik) Beni buraya aldığınız için
teşekkür ederim. Peki, dokunabilir miyim ona? Elbette. Annem. Bebeğim. Bir tanem. Keşke… Keşke ikinizi birden… Ama bak, kardeşinin hayatını
kurtarıyorsun kızım. Gittiğin yerde unutma bizi annem. (Duygusal müzik) Biz seni hiç unutmayacağız. (Duygusal müzik) Ayla Hanım… …hazırsanız başlayalım. Açelya, başlayabilirsin. (Duygusal müzik…) (…) (…) Gözlüğü… Ben de bazen… …unutuyorum gözümde gözlük olduğunu. Alttan alttan silebilirsiniz. (Duygusal müzik…) (…) (Hareketli müzik) (Yaşam destek ünitesi çalıştı) Durum stabil. Bir dakika, durum stabil. İnanamıyorum. Demir, çekil. (Tanju) Açelya, bağlantıları
kontrol et tekrar. (Tanju) Dur Demir. Hocam, ne oluyor? Her şey normal gözüküyor hocam. İnanamıyorum. Arya henüz aramızdan ayrılmak istemiyor. Arya, kendi başına yaşıyor. Yaşıyor. Cennete gitmeyecek. Arya yaşayacak yani.
Bir yere gitmeyecek Arya. (Ayla) Arya yaşayacak. Kızım yaşayacak. (Hareketli müzik) Kuzum, annem, bir tanem. Yaşayacak, kızım yaşayacak. Teşekkür ederim. (Hareketli müzik) Bu ne? Bu İstanbul’daki neredeyse bütün
düldüllerin olduğu bir dosya. Artık yenisini mi alırsın, yoksa
birinden bir şey çıkarıp… …diğerine mi takarsın, bilemiyorum.
Bir bak bakalım. Bu da aynı fiyat aralığında diğer
arabaların olduğu bir dosya. Yani benim fikrimi sorarsan ben açıkçası
düldülü pek güvenli bulmuyorum. Çok eski, hep aklım sende kalıyor
bir şey olacak diye. Ama yine de karar senin tabii. Gülin, çok sağ ol. Teşekkür ederim. Ee, bir tur gezer miyiz artık? Hele şu işleri bir halledelim… …sonra bakarız bakalım. Hangi işleri halledelim? Bu işleri işte. Yani çok vaktim olmuyor. Bir de akşamları tiyatro
yapıyorum, biliyorsun. Malum, provalarım oluyor, o yüzden
söz veremem. Söz vermeyeyim yani. Tekrar çok sağ ol. Teşekkür ederim. Güneş. Güneş. (Gülin) Sen bir gelsene. Sen şu kurbağayla akrebin
hikâyesini biliyor musun? Biliyorum, evet. Hani akrep dereyi geçecekmiş
ama yüzme bilmiyormuş. Kurbağaya demiş ki
beni karşıya geçirir misin? O da demiş ki ben sana
güvenemem sen beni sonra sokarsın. Biliyorum. Biliyorum dedim ya. Kurbağa güvenip, almış akrebi sırtına,
sonra akrep yolun ortasında sokmuş onu. Ama ikisi beraber boğulmuşlar o derede. Kurbağanın salaklığı işte.
Niye alıyorsun ki sırtına? Tabiatından. Çünkü kurbağa
yüzmekle mükellef, diğeri can acıtmakla. Doğaları böyle, kimsenin suçu değil ki. Bak, bizim seninle ikimizin bir dengesi
var Güneş. Aynı o akreple kurbağa gibi. -Nasıl ya?
-Her ilişkinin bir doğası var işte. Sen benim peşimden koşacaksın, ben sana
naz yapacağım. Bizimkinin doğası da bu. Çünkü ben çok kararsız biriyim. Endişelerim var, kaygılıyım.
Hatırlanmak istiyorum, anladın mı? Ne yapayım? Böyle, benim yapım da bu. Ama benim de bambaşka artılarım var Güneş. Mesela ben sana asla kıskançlık yapmam. Baskı yapmam, sonra çok şefkatliyimdir. Hastalanırsın gelir bakarım, yardıma
ihtiyacın olduğunda yardım ederim. Araban bozulursa yanında dururum.
Destek istersen destek olurum. Bizim ilişkimizin doğasını yıkma. Eğer beni kabul edeceksen
böyle edeceksin. Ha, etmiyor musun? Tamam, ben gerçekten çok üzülürüm. Ama yapacak bir şey yok.
İşte dere, işte araba. Bundan sonra kiminle gezeceksen
gezersin artık. Hadi eyvallah. Vov! Kendi kendine nefes alıyor.
Beyin sapı fonksiyonları da gayet normal. Nadirdir ama ventilatör çekilince
yaşam devam edebilir. Uyanıp uyanmayacağını bilmiyoruz hâlâ. Yaşam ünitesine bağlı olmadan
yaşayabileceğini biliyoruz ama. İyi de ventilatörsüz normal vitaller, uzun
dönemde bitkisel hayat demek değil mi? Ada’nın kalp ihtimali de bitiyor. Ne yapalım Ferman… …kalbini kardeşine takacağız diye
capcanlı kızı öldürelim mi? (Ferman) Sizce gerçekten… …ben böyle bir şeyi teklif
ediyor olabilir miyim Tanju Bey? (Ferman) Gerçekten soruyorum,
çok ciddiyim. (Nazlı) ECMO peki? Makineyi Ada’nın
kalbi yerine kullanabiliriz. (Suat) En fazla iki hafta kazandırır. (Ferman) Ona kan sulandırıcı gerekiyor.
Daha yeni beyin ameliyatı oldu, veremeyiz. (Suat) Kanama olabilir. (Nazlı) Peki, o zaman ECMO’dan daha
iyi fikri olan biri söylesin. Onları birleştirebiliriz. Yine mi? Başlarını geri mi yapıştıracağız? Hayır, kafalarından değil. Bacaklarından. Femoral damardan. Komik mi? Evet, bunu benim
düşünememiş olmam komikti. Suat, bu gerçekten çalışır mı diyorsun? Tabii ki çalışır. Kızların kan grubu
aynı, kan inceltici ilaca gerek yok. Yani kanama riski yok. Birleşik oldukları sürece de
Arya’nın kalbi Ada için çalışacak. Kendiliğinden öldüğünde de femoral damarı
kesip, Ada’ya o zaman takacağız kalbi. Ayırmak için o kadar uğraştık.
Şimdi de birleştireceğiz yani, öyle mi? Daha iyi bir fikri olan? O zaman Ali’yi dinliyoruz. Kardeşler birleşecek. Bir kere daha çok iyi fikir.
Tebrik ederim. Sen Arya’yı öldürmeye mi kalktın şimdi? O nasıl laf öyle annem?
Senin bir kalbe ihtiyacın vardı kızım. Arya’ya ne olacaktı peki? Benim kardeşim ölmedi ki yaşıyor. Maalesef. (Tanju) Temel organları
fonksiyonlarını sürdürüyor. Ama yüksek kognitif beyin aktivitesi yok. Yani hayatta… …ama yaşamıyor. Yanılıyorsunuz. Fişini çekince de
ölür sandınız ama yaşadı. Şimdi de yanılıyorsunuz. Bağlanma fikri çok iyi, değil mi?
Tekrar bir arada olacaksınız. Hem Arya şu anda dinlenme hâlinde. Kalbindeki ihtiyaç sıfır. Sana… …rahat rahat yardım eder. Hayır. Hayır mı? Kalbi bir de benim kalbimin görevini
üstlenecek. Sonra hiç ayağa kalkamayacak. Adacığım, kardeşin zaten– Hayır. Kardeşime yaşam destek ünitesi
muamelesi yapamam ben. Öyle yaşamaktansa
hiç yaşamayayım daha iyi. (Duygusal müzik) Ali. Ali, iyi misin oğlum? Ne oldu? Yine mi dövdüler seni?
Söylesene oğlum, ne var? Annem, hadi söyle. Bir şey mi oldu? Keşke… …hiç yapmasaydınız beni. Ali, Ali dur! Ali senin suçun yok.
Ali, lütfen dinle bak. Ahmet, dur oğlum. Ben kendim istedim bak. Ali lütfen. Dur. Beni dinle, beni dinle. Ağlıyor. Bekle, yatışsın kendi gelir,
tamam mı oğlum? Gel otur. Gel otur. Tamam. Sakinleşince o kendi gelecek, tamam mı? (Duygusal müzik…) (…) (Geçiş sesi) Seni çok iyi anlıyorum Ada. Senin yerinde olsaydım… …ben de yaşamak istemezdim. (Duygusal müzik…) (…) Hocam. Benim bir fikrim var. -İkizleri aynı odaya alalım.
-Ne alaka? Hocam, onlar zaten bağlı, sadece
çok uzak kaldılar. Yani eğer… …Arya’yı yakınında görürse beyin
ölümünün gerçekleştiğini anlayabilir. O zaman ameliyata ikna olmaz mı? İyi de çok da ters tepebilir. Ne fark eder ki? Şu an zaten çok ters bir noktadayız.
Ada ameliyatı kabul etmiyor. Hocam, en fazla başladığımız
noktaya dönmüş oluruz. İyi, deneyelim bakalım. Ali’yi de al. Kızla bağ kurmuştu. Hemen hocam. Evet. Vaka no… Hayır. Geç, oraları geç. Kafam karışıyor. Tamam. Yeşim Hünkâroğlu. 45 yaşında– Yok. İsmi de geç.
Direkt vakayı söyle bana, kemiksiz. Tamam. Bir saniye. Evet, başlıyorum. Kadın, iki tane çocuğu var. Morbid obez. Hastaneye şiddetli karın ağrısı
şikâyetiyle geliyor. Acilden giriş yapıyor. Bir senedir
sürekli kilo alıyor. Önünü alamamış. Biz onu fizik muayene yapıyoruz ama sonuç
alamıyoruz çünkü çok kilolu. Nedir? Cushing sendromu. Yok. Akut apandisit. Yok, yardımcı olamıyoruz. Sen bunlara baktığına emin misin?
Çünkü bakmadıysan gerçekten beklerim. Mide delinmesi. Değil. Literatürdeki bütün hastalıkları
sayacak mısın Demir? Açi. Ne? Allah Allah!
Ben de biraz eğlenmeyeyim mi? Eğlenme, eğlenme. Şurada
neremden soluduğumu şaşırmışım. Sarkoma. Değil, değil Demir’im. Hamile. Seçtiğin vakaya bak ya. Kötü oldu. Ferman Hoca
kesin seni gönderecek çünkü. Oldu. Teşekkürler. Hadi. Tamam, ne yapıyorsun?
Bir saniye, ne yapıyorsun? Ben kendim çalışıyorum,
sen gidiyorsun, tamam mı? Hadi, hadi, hadi. Demir, ben sana yardım etmeye
çalışıyorum. Niye böyle yapıyorsun? Ne yardımı kızım, ne yardımı?
Dalga geçiyorsun sabahtan beri. Yok, yani senin doğana ters, anladın mı?
Senin kafan öyle çalışmıyor. Hadi, hadi, hadi. Üf! Al. Ne yapıyorsan yap. Demir. Efendim? Çok güzel fikir geldi aklıma.
Biz şey mi yapsak acaba? Böyle küçük küçük kâğıtları keselim.
Vakaları onun üstüne yazalım. Sonra da sen onları ye. Tamam ya! (Yaşam destek ünitesi sesi) (Sessiz konuşuyor)
Yardım edebilir misiniz? Beni kardeşime yaklaştırır mısınız? (Müzik) ‘Aryuşka’. Uyanmayacak mısın gerçekten? Bırakıp gittin mi beni? Son bir kez sesini duysaydım bari. Ben sensiz ne yaparım ki? (Duygusal müzik) Nasıl alırım ben senin kalbini? (Duygusal müzik) Elini… …buraya koyar mısın? Evet, kalbinin üstüne. Gözünü kapat. (Kalp ritim sesi) Duydun mu? İşte o kalp… …senin içinde yaşayacak. (Ali) İçinde. Kardeşin seninle birlikte olacak. Nereye gidersen git… …kardeşin hep seninle birlikte olacak. Kardeşin… …içinde yaşayacak. (Duygusal müzik) Tamam. Yapın ameliyatı. Sen bilirsin. (Duygusal müzik…) (…) Nerede kaldı bu Güneş? Bilmiyorum ki. Asansörlerin orada
bekleyin geleceğim, dedi. Bir şey gösterecekmiş. Gece gece ne gösterecek? Güneş işte, ne bileyim. Ta tam! O ne be? -Araba anahtarı?
-Evet. Yeni arabam hayırlı uğurlu olsun o zaman. Tabii kendisini daha göndermediler ama
anahtarı gönderdiler sağ olsunlar. Sattın mı düldülü? Nasıl kıydın? Sorma abla, bir sultan aklıma girdi de. Hadi, kutlayalım o zaman, değil mi?
Bir çay patlatmayalım mı? Şimdi mi? Bilmem. Benim pek keyfim yok. Sonra olur mu? Sonra olursa
ne zaman olur acaba? Yani bilmem ki. Biraz yoğunum bu aralar. Bir çay kız?
Tamam, kahve ısmarlayayım. Üstümde de bir yorgunluk var
biliyor musun? Ama ben ne yapayım, bir de beni düşün. Bak hasretinden mecnun gibi etrafında
dört dönüyorum, ben de yoruldum. O zaman portakal suyu söylerim,
ikimizin de enerjisi yerine gelir ha? Ee, siz bayağı bayağı olmuşsunuz yine? Yok canım, hiçbir şey olmadık. O zaman atom söyleyeceğim kız. Şöyle ikimizin de enerjisi
tavan yapar ha? Uf iyi tamam. Belki içerim bir şey. -Söz vermiyorum ama bak.
-Tamam. O zaman ben hemen asansörü çağırayım. (Ali) Adil Hocam
bu saatte neden evime geldiniz? Çünkü… …bilmeni istediğim bir şey var çocuk.
Gel otur şöyle bakayım. Hani sen dedin ya… …ben abime yük oldum. İçime oturdu be çocuk. -Öyleydim ama.
-Değildin. -Nereden biliyorsunuz?
-Sordum çünkü. Ahmet’in bir öğretmeni vardı ilkokulda. Ona sordum. O da bak sana ne gönderdi. (Kadın ses) Ahmet şahane bir çocuktu.
Çalışkandı, iyi huyluydu. (Kadın ses) Kaç kere
sınıf birincisi oldu. (Kadın ses) Bir gün sordum,
kendinle gurur duyuyor musun Ahmet? (Kadın ses) Ben bir tek şeyle gurur
duyuyorum bu hayatta dedi, kardeşimle. (Duygusal müzik) Bir tane okul arkadaşını buldum. Ailecek tanışıyorduk, İhsan. (Adil) Ona sordum, o da… …bunu yolladı sana. (İhsan ses) İlkokul üç ya da
dörttü galiba… …dedik birbirimize lakap takalım.
Fiyakalı lakaplarımız olsun, çeteyiz ya. (İhsan ses) Nasıl esip gürlüyoruz.
Birimiz diyor ki bana kaptan de… …öbürü diyor şerif. (İhsan ses) İşte aslan, kaplan,
Herkül hepimiz böyle. (İhsan ses) Baktım Ahmet
susup duruyor kenarda. (İhsan ses) Ahmet dedim,
sen ne lakap istersin, desene bir şey. (İhsan ses) Ahmet bana bakıp dedi ki… …bana göre
bu dünyanın en güzel kelimesi… …abidir. (İhsan ses) Öyle dedi. (İhsan ses) Çocuktu falan ama… …Ali’nin abisiydi Ahmet. (İhsan ses) En çok onun abisi
olmayı severdi. (Duygusal müzik…) (…) Hani… …ben her zaman abime yüktüm dedin ya. (Adil) Değildin. Sen ona bir hediyeydin. (Duygusal müzik…) (…) (…) (Neşeli müzik…) (…) (…) (Çocuk) Ah karnım çok acıyor.
Yardım edin ölüyorum. (Çocuk) Ah karnım. Ay imdat! Durun durun tamam.
Ben ilgileneceğim tamam. Tamam tamam, tamam canım. Ah karnım çok acıyor.
Yardım edin ölüyorum. Şimdi ilgileniyorum. Tamam sakin.
Tamam bir şeyin yok, bir şeyin yok. (Ali) Bir dakika. İmdat! Yardım ediyorum sakin. Ay karnım.
Şaka! Şaka mı? Bugünün kurbanı sen çıktın. Nasıl yani? Kız sen yine mi geldin bakayım?
Gel bir öpeyim seni, gel. Okulda düştüm bayıldım. Olur öyle şeyler ya.
Çak o zaman bakalım. Betüşcüğüm, yoktun bayağıdır.
Özledik seni. Ben de seni özledim sultanım. Ay, her şeyden haberi var ya. Neler olduğunu bana söyler misiniz?
Kim, ne oluyor? Ay, bugünün kurbanı sen miydin? Evet, evet. Küçük hanım bizim
sürekli gelen bir hastamızdır. (Güneş) İlk geldiğinde böyle
küçücüktü bir görseydin. Tabii sıkılmış çocuk
böyle oyun yapıyor, ne yapsın. Pediatrinin gülü,
söyle bakalım bu senin kaçıncı gelişin? -Oho!
-(Güneş) Oho, değil mi? Bugünün kurbanı da sensin.
Demek bayağı kekledi seni. Keklemek? Keklemek ne demek? Yani sana birazcık şaka yaptım. -Sen yeni misin?
-İnsanlara yeni, eski denilmez. İnsanların yaşları olur. -Ben Ali Vefa, cerrahide asistanım.
-Memnun oldum Ali Vefa. Ben de Betüş. Seninle çok eğleneceğiz
gibi bir his var içimde. -Kübracığım hoş geldin.
-Hoş bulduk Tanju abi. -Nasılsın?
-İyiyim, sen nasılsın? Sağ ol. Kusura bakma
çok yoğun bir zamanımıza denk geldin. -(Kübra) Olsun.
-Gel. -Sonunda girdin mi 18’e?
-Sonunda. (Tanju) Güzel, bir bakalım şimdi. Kardeşinle altıda altı uyumlusunuz. Yani ince bağırsak transplantasyonu
yapmamız konusunda tıbben bir engel yok. Süper.
En erken ne zaman alabiliyorsunuz bizi? Bakalım. Yarın sabah gayet uygun görünüyor. Tamam bizi hemen alın.
Zaten ameliyat ücreti falan hepsi hazır. Kübra, bak biz seninle
yıllardır tanışıyoruz. Bu ameliyatın riskleri konusunda
seni uyardılar mı? Evet. Ama ben tekrarlamak isterim. (Tanju) İnce bağırsak transplantasyonu
çok büyük ve riskli bir ameliyattır. En ufak bir komplikasyonda… …hayatının sonuna kadar damardan
beslenmek zorunda kalabilirsin. (Tanju) Anastomoz kaçağı olabilir… …ve septik şoka girip
hayatını kaybedebilirsin. Ve bundan sonra da hepatit kapma
riskiyle yaşamak zorundasın. Beni boş verin Tanju abi. Hepsini kabul ediyorum.
Kardeşim iyi olsun bana yeter. Tamam. -Programa alıyorum.
-Alın. -Tamamdır.
-Tamam. -Yarın görüşürüz.
-Görüşürüz canım. -Tanju abi bir şey daha var.
-Söyle canım. Donörün ben olduğumu
Betüş’e söylemeseniz olur mu? Çünkü ona
dışarıdan bulunduğunu söyledim ve… …eğer ben olduğumu öğrenirse
asla kabul etmez. Peki Kübracığım. -Sen nasıl istersen.
-Çok teşekkür ederim Tanju abi. -Geçmiş olsun.
-Görüşürüz. (Kapı kapanıyor) Hop hop hop! Dön dön dön. Demir ve Nazlı. -Hocam.
-(Nazlı) Hocam. Evet nedir? Ne yaptınız dosyaları,
ezberleyebildiniz mi? Bir günümüz daha var hocam. Genelde işlerini
son güne mi bırakırsın Demir? Yok hocam, ben hallettim zaten. Ondan değil ya şey– Nazlı? Hocam vallahi ben pek ilerleyemedim. Bakın anlamadığınız bir şey var.
Bunun bir bedeli olacak. Ben bu sınavın sonunda
bir karar vereceğim. Yarın bu iş bitecek.
Ona göre hazırlanın, ona göre çalışın. Ameliyathaneye gidiyoruz.
İkizleri tekrar birbirine bağlayacağız. Arya aramızdan ayrılınca da
tekrar ayıracağız tamam mı? (Ferman) Hadi. Ameliyattan korkuyor musun? Niye korkayım?
Ben çok bekledim bu ameliyatı. Hem ablam da yanımda.
Hiçbir şey olmaz bana. Annenle baban? Başka kimsemiz yok. Ama olsun, ablam var. Ablam bana hem anne hem baba
hem arkadaş hem kardeş. Benim ablam aslandır, kaplandır,
şampiyondur benim ablam. (Kapı vuruluyor) -Betüş.
-Abla. -Acıdı mı?
-Hayır. -Sen misin aslan kaplan?
-Ne? Yine ne anlattın sen benim hakkımda ya? Demek öyle? Siz kan mı verdiniz? Kan mı? Yok ya kan değil. Kolunuzu açılı tutuyorsunuz. Belli bir noktaya bası uyguluyorsunuz
bu bir hemşire talimatıdır. Hangi testleri yaptırdınız? -Abla bakayım koluna.
-Yok bir şey ablacığım. Ablacığım bakacağım. Abla? Abla ne oldu koluna?
Abla ne oldu neyin var? Yok bir şey tatlım,
biraz hâlsiz gördü Tanju Hoca. Gel bir vitamin vuralım falan dedi,
o kadarcık. Yemin et. Ya vallahi bak, yok hiçbir şeyim. Hem ben senden bir şey gizler miyim? Sen yarın koskocaman bir ameliyat
olacaksın, yat bakalım arkaya. (Kübra) Hopa, dinleniyoruz. -Ee, ne yaptın sen bugün?
-Bir şey yapmadım. Yine acili birbirine katmışsın ya.
İnsanlar– Abla tamam abla tamam yapmayacağım.
(Gıdıklanıyor) -(Kübra) Yapma artık.
-Tamam yapmayacağım söz, söz. -Emin misin? Emin misin?
-Evet eminim. Tamam.
Hem şunu da kapatalım artık. Sen yarın koskocaman
ameliyat olacaksın şundan mı korktun? -Hayır korkmuyorum.
-Korkma zaten ben varım. -Evet başaracağız.
-Başaracağız. Bugün de perşembe,
matematik dersinden kaçılmış gibi. -Hayır.
-Bravo ya. -Ben de senin için buradayım.
-Abla hayır! -Benim hemen çıkmam lazım.
-Tamam Ali abi. Bir daha matematikten kaçmak yok.
Bir daha kaçmayacaksın… Abla tamam, tamam gıdıklama. (Ferman) Yak Nazlı, yak yak yak. -(Tanju) Nasılsın Ada her şey yoluna mı?
-Hiçbir şey hissetmiyorum. Rejyonal anestezinin büyüsü o. Evet damarı klempledim. Anastomotik grefte
başlayabiliriz o zaman. Evet. Gönder. Evet. Dikiş. Nazlı kes. -Hazır mıyız?
-Hazırız. (Gerilim müziği) (Ferman) Al bunu. (Gerilim müziği) Bağlandık değil mi? Nasıl anladın? Hissetti. İkisinin de vitallerini
ekrana yansıtın hemen. (Yaşam destek ünitesi sesi) -Hadi hadi.
-Sakin ol, sakin ol. Alışabilmesi için birkaç
kardiyak döngüye daha ihtiyaç var. (Yaşam destek ünitesi sesi) (Tanju) Stabil. İşte bu. (Tanju) Stabil. Ne oldu Ali,
iyi haberleri ilk sen mi vereceksin? -Elinize sağlık.
-Hepimizin. Arkadaşlar elinize sağlık. (Kıvılcım) Yeni bir çocuk durumunda
vasiyet iptal olur mu? Harika. Çok güzel. Tabii tabii, ben beyanı almıştım.
Yani imzalı bir şekilde elimde. Hatta ben onu bir kopyasını
hemen size yollayayım. Evet. Oğuz Bey doğru anlıyorum değil mi? Yani bir çocuk her şeyi değiştirebilir? Mükemmel. Görüşürüz. Bence şimdi harika oldu. -Ne oldu lan burada?
-Ustam ne olmuş buraya ya? Allah Allah! Ne olmuş burada ya? (Duygusal müzik) (Hemşire) Geçmiş olsun. -Sanırım donör yok.
-Yok. Sen kendi bağırsağından mı
veriyorsun kardeşine? Evet. -Ama bu çok tehlikeli.
-Olsun. Kardeşlik böyle bir şey işte Bak, Betüş bilmiyor. Donörün dışarıdan bulunduğunu zannediyor. Söylemeden nasıl duracağım,
onu bilmiyorum. Ama senin için deneyeceğim. Teşekkür ederim. (Ferman) İyi haberlerle geldim. Evet kurtuluyorsun
bizden artık Betüş Hanım. O kadar emin olma Ferman abi. Belki ilerde büyüyüp doktor olup
yanına asistan olarak gelirim. İnşallah beklerim. Yalnız o söylediğin,
o kadar da kolay bir şey değil. Yani ben şimdiden uyarayım da. Sen daha büyüyeceksin de
okuyacaksın da buraya geleceksin de. Bence sen, benim asistanım olursun ya. Oho! Sen o zamana kadar
Adil Hoca gibi olursun. Olurum, niye olmayayım?
Adil Hoca gayet dinç. Keşke hepimiz onun gibi
yaşlansak değil mi? Şey… …donörüm kim biliyor musunuz? Ona sadece teşekkür etmek istedim. Çünkü… …o bana hayatımı geri veriyor. O da büyük risk alıyor. Ona bir şey almak isterdim. Bu bilgiyi paylaşamıyoruz. Gizli kalması gerekiyor maalesef. Ama sana bu iş bittikten sonra,
çok büyük bir kutlama yapacağız. -Çocuklar pasta ayarlıyorlar, olur mu?
-Çok teşekkür ederim. Söz, bu sefer uslu duracağım. Ben de buna inandım, değil mi? Geçmiş olsun,
dikkat et kendine tamam mı? -Tamam.
-Görüşeceğiz tekrar. Çıkalım. -Görüşürüz.
-‘Bye bye’ (Kapı açılıyor) Kan basınçları düştü.
Beş milimetre düştü. Ne oluyor? Şimdi normaldi. Tamam sakin,
öyle biraz dalgalanma olabilir, normal. (Ferman) Bakayım. Gayet normal,
her şey yolunda seyrediyor. Ada. Ada. ‘Aryuşka’ (Duygusal müzik) ‘Aryuşka’ Canım kardeşim. Gerçek mi bu? (Duygusal müzik) -(Ada) Kardeşim.
-Kardeşim. Uyandı, uyandı. (Duygusal müzik) Yanındayım. -(Ferman) Nazlı.
-Efendim. Ali’yi yanına al, annesine haber verin. Arya’ya bütün testleri
yaptırmanı istiyorum. EKG, EEG, bütün kan testleri, hepsi.
Ada’ya da EKG çektir tamam mı? Tamam. Ali! (Ada) Hoş geldin, ‘Ayruşka’ (Ada) Buradayım ben. Ayla Hanım, Ayla Hanım! İkizlerin annesi! -Arya uyandı.
-Ne? -‘Aryuşka’ uyandı.
-Gerçekten mi? -Nasıl oldu?
-Oldu işte, oldu. Ama… Ama uyanmaz dediniz. Muhtemelen tekrar birleştirince
Arya’daki sıvı yayıldı. Ve böylece
beynindeki şişlik azalmış oldu. Birbirlerine ihtiyaçları vardı,
ondan uyandı kızım. (Ayla) Peki görmeye
gidebilir miyim artık? Bir saniye, bir saniye. Nazlı, Ali benimle gelir misiniz?
Müsaadenizle. Bir sorunumuz var. İkiniz de laboratuvara, acil. Ee… Benimle gelmenizi isteyeceğim. -Kötü bir şey mi oldu?
-Açıklayacağım, buyurun. Buyurun. Tamam tamam, yorulma. Ayla Hanım, problem Ada’nın kalbi. Arya komadayken
kalbinin metabolik ihtiyacı azdı. (Tanju) Ada’yı da besleyebiliyordu. Ama şimdi uyanık ve aktif. Tek kalp yetmeyecek. Peki ne olacak şimdi? Bazı testler istedik. (Ferman) Asistanlar
sonuçları bekliyorlar. Onlar çıkmadan net bir şey
söyleyemeyiz maalesef. Ancak… …Arya’nın kalbi Ada’yı
daha ne kadar destekleyebilir… Hocam! Hocam. Ada’nın kardiyo protein seviyeleri.
Böyle bir şey olur mu? Bu tek değil, iki kişinin seviyesi. Ne, ne demek bu şimdi?
Ne yapacaksınız, ne olacak? Tek kalp ikisine de yetmiyor demek. Hocam; Ada, Arya’yı öldürüyor. Hemen ameliyat, hemen. Nazlı, Ali çabuk hazırlanın.
Buluşuyoruz hadi. Allah’ım! -(Ada) Anne ne oluyor?
-(Ayla) Yok kızım, hiçbir şey olmuyor. -(Ayla) Bir şey olmuyor.
-Bir şey oluyor, ne oluyor? (Gerilim müziği) Ne oluyor? İkizleri tekrar ayıracağız.
Yoksa kaybedeceğiz. (Gerilim müziği) Çekilin, çekilin! Çekilin, çekilin! Hadi! ‘Aryuşka’ iyi misin? Hadi, hadi! Hadi, hadi! Çabuk, çabuk! Aç, aç hadi. Hadi yaklaşın. Benimle birlikte. Bir, iki, üç! (Gerilim müziği) Ada, bunu bir daha yapmayalım. Ayrılmayalım. Zorundayız. Konuştuğumuz gibi. Biz ayrılsak da birlikte olacağız. Hep. Öleceksin ama. Ya yalvarırım ayrılmayalım. Böyle kalalım. Hep olduğumuz gibi. Olmamız gerektiği gibi. Ne olur.
Lütfen Ada. Ada? Ada? Ada? Ne oluyor? (Arya) Biri yardım etsin. Ne oluyor? (Arya) Ada? Hocam! Hocam, ventriküler fibrilasyona girdi! (Gerilim müziği) (Açelya) Ada,
ventriküler fibrilasyona girdi! (Suat) Bir miligram
epinefrin hemen, hemen! Ada! (Ferman) Demir, ambuyu
hazırla çabuk, çabuk. (Tanju) Ali kalp masajına başla. (Arya) Ada! (Gerilim müziği) Hayır! Hayır! Böyle olmayacak. Şok cihazı. -Elini almam lazım, almam lazım.
-Bırakın! Hayır! Ali çekil. Üç, iki, bir, şok! -Bir daha yükle.
-Ali. Ali çekil. Üç, iki, bir, şok! Ali devam et. Yükle. Ali çekil. Çekil, çekil. Üç, iki, bir, şok! Hayır! Bir daha şok. Bir daha şok. (Ali) Bir daha. Yükle. (Ferman) Ali çekil. Üç, iki, bir, şok! (Gerilim müziği) (Arya) Hayır! Ali. -Bir daha şok.
-Ali, yeter dedim. Çok üzgünüm Tanju. -(Ferman) Ali.
-Bir daha. -Ali yeter.
-Hayır. Hayır. -(Ferman) Ali.
-(Arya) Hayır! (Ali) Hayır! (Kalp ritim sesleri) Nabız var. Durun nabız var. Nabız var. Ada yaşıyor. Ada. Ada gitmedin. Yapmadın. Gitmedin. Eko’ya hazırlanmalıyız. Tanju Bey? -Ayırmamız lazım.
-Hayır, hayır! Arya kardeşinin yaşamasını istiyor musun? (Tanju) İstiyor musun? Ayırıyoruz acil. (Gerilim müziği) Yaşıyor. Hangisi? Söylemeyin, söylemeyin. -Söyleyin, söyleyin.
-İkisi de yaşıyor. İkisi de? İkisi de yaşıyor? İkisi de yaşıyor? İkisi de yaşıyor. Bakın şimdi ayırdık. Bundan sonra nasıl yaşatacağız
bilmiyoruz ama yaşıyorlar, tamam mı? -Ada ölmedi. Yaşıyor.
-Ada ölmedi. Teşekkür ederim. Tamam. Ben gelişmelerden
haberdar edeceğim. Sağ olun. Teşekkür ederim. Teşekkür ederim. (Müzik…) (…) Evet. Ayırabiliriz. Makas. (Müzik…) (…) Ali, ayır. -Ben mi?
-Evet. Neden ben? Çünkü senin yapmanı istiyorum Ali. Ama en başından beri ben
ayrılmalarını istemedim ki. -Hep karşı çıktım ikisinin ayrılmasına.
-(Ferman) Ali! Son kez soruyorum. Yapacak mısın? Ferman yeter üstüne gitme. Bu asistanımla benim
aramda olan bir konuşma. Durum acil. -Sen ne istiyorsun bu çocuktan?
-Öğrenmesini. Ne zaman bir şey olsa
ya Adil Hoca ya siz araya giriyorsunuz. Ama hayat böyle bir şey değil. Ayrılık da yalnızlık da
bu hayatın bir parçası. Çocuk mucizeler yaratıyor. Ama çok basit bir şeyi kavrayamıyor.
O yüzden öğrenmek zorunda. -Burası benim ameliyathanem!
-Yapacağım! Yalnızlık da hayatın içinde. Ayrılık da. Ayrılacaklar ama yaşayacaklar. Al. (Müzik…) (…) (…) Tamam, ayırdık. ECMO’ya da bağladık.
Ama… En fazla iki hafta yaşar. Ya bir donör bulmamız lazım. İki haftada imkânsız Tanju.
İnsanlar ne sıralar bekliyorlar. Suat bir şey yapmamız lazım. Bulmamız gerekiyor. (Müzik) (Betüş ağlıyor) (Betüş ağlıyor) Betüş neden ağlıyorsun? Ablam… …bitkin düştü benim yüzümden. Neden senin yüzünden olsun ki? Bağırsak ameliyatımın
parasını ödemek için çok çalıştı. Okulu bile bıraktı benim için. Ablalar yapar öyle. Keşke bana çarpanları bulabilseydik. Çarpanları mı? Bana küçükken araba çarptı. Bağırsaklarım hep ezildi, parçalandı. Belki kaçıp gitmeselerdi onları
bulsaydık tazminat alırdık. Öyle öderdik benim ameliyat paramı. Kaza yaptığını bilmiyordum. Ya da annem babam olsaydı… O zaman bu kadar yük olmazdım ablama. Her şey ona kaldı. Ama o senin ablan. Kardeşler yapar öyle. Benim de abim olsaydı aynısını yapardı. Ben sadece yaşamak istiyorum. O zaman ablam biraz rahatlar. Birazcık. Benim yaşamam onu da yaşatır. (Müzik) -Kök hücre.
-Ha? (Müzik) Buldum! Ne oldu? Betüş, sana çok teşekkür ederim. Milyonlarca kez teşekkür ederim.
Tamam mı? Çok teşekkürler. -Çok teşekkürler.
-Neden? Ne yaptım ki? Dur. Sen bir şey yapmadın. Sana söz veriyorum.
Sana söz, seni hayata dön… Seni yaşatmak için elimden
ne geliyorsa yapacağım. Söz, söz. Söz Betüş. (Müzik) (Suat) Yaşadığına hâlâ inanamıyorum. Evet. Ali sayesinde. Ve bu vakada çok iyi fikirler verdi. Verdi ama bir çözüme ulaşmadı. En fazla iki hafta içinde–
(Kapı açıldı) Kök hücre! Kök hücre! Hocam buldum, buldum.
Ferman Hoca buldum. -Ali?
-(Ali) Ferman Hoca buldum. -Ali! Ali!
-Evet, buldum. Ali bir sakin. Ne buldun? Arya’nın kemik iliğinden üreteceğimiz
kök hücreyi doğrudan Ada’ya nakledeceğiz. Ama bir saniye. Kök hücre kalp performansını
en fazla yüzde 5 arttırır. Hayır, damardan değil,
direkt kalpten enjekte edilirse… …performansı yüzde 40’a
kadar arttırıyor. Bakın makalede yazıyor. Buyurun.
Buna bakar mısınız? (Ali) Yazıyor. Daha yeni çıktı. Ve şöyle. Bu yöntemi uygularsak
PRP’si düşecek. Adım kadar eminim. Ada yaşayacak. İkisi de yaşayacak. Tamam. Haberi verelim mi? -Hadi, hadi.
-(Suat) Hadi. Ali, aferin. İşte şimdi bir aferini hak ettin. (Müzik) Tamam kızım. Isınacaksın şimdi. Ada nasıl? Asıl sen nasılsın onu söyle bakayım? Çok üşüyorum. Artık üşümene gerek kalmayacak Arya. Nasıl yani? Henüz kesin olmamakla birlikte… …bir yöntem bulduk. Büyük olasılıkla Ada yaşayacak. Ada yaşayacak dediniz? Yaşayacak. Ada yaşayacak annem, duydun mu? Duydun mu annem? (Müzik) (Ali) Ferman Hoca’m. Aa, ama… Aferin dedim ya.
Madalya mı takayım Ali? Betüş’ün ameliyatını
ben yapmak istiyorum. -Olmaz.
-Ama hocam sorumluluk al, dediniz. Öğren, dediniz. Sorumluluk verin işte. Biz Betüş’ün ameliyatını ne kadardır
bekliyoruz biliyor musun Ali? Ben bu abla kardeşi
kurtarmak istiyorum. -Söz verdim.
-Ben de size görev verdim. Önce onları ezberleyeceksiniz ondan
sonra ameliyat düşüneceksiniz. Tamam mı? Tamam, ben hazırım. Sorun bana. -Ali!
-Hocam sorun. Yarını beklemenize gerek yok.
Buyurun sorun. Evet, buradayım. -Rahmi–
-Özyener. 75 yaşında erkek. Toplam üç kere
miyokardiyal enfarktüs geçirdi. Dördüncüsünü geçiremedi. (Ali) Tanım: Kronik kalp yetmezliği. Yöntem: Biventriküler
pil takılacaktı ama… …maalesef takılamadı.
-Elif Usal? 28 yaşında kadın, iç kanamayla geldi. Teşhis: Laporoskopik keşif ameliyatı
sonunda batında sarkoma tespiti. -Ya. Yöntem–
-Yeter! Ezberledin mi hepsini? Bir günde? Bir günde değil, üç saatte. Bu savant sendromun yüzünden. Ve diğerlerine haksızlık
biliyorsun değil mi? Ne yapacağız? Görevini zorlaştıracağız Ali. Tamam. Yapabilirsem eğer
Betüş’ü ameliyat ederim. Evet, yapabilirim biliyorsunuz. Peki. Bu hastanenin son on yılda olan bütün
vakalarını inceleyip ezberleyeceksin. -Tamam.
-Yarın! Bunu yap ben de Betüş’ü ameliyat
etmene izin vereyim Ali. Göster kendini hadi. (Müzik) Ne yaptın? Ne yapayım. Rezalet bir durumdayım. Hım. Ne yapacaksın peki? Ya başka bir hastanede iş
bakacağım herhâlde. Ne yapacağım? Ah, ah ya! Bence ne yap biliyor musun? Bence sen bu kadar ağlamaya
başlamışken zaten bunları bırak. Kariyer değiştir. Evet ya. Müthiş olur. Ne diyorsun? Allah Allah! Bela mısın kızım sen, hı? Buldum! Bak Ferman Hoca seni
kovmadan sen istifa ediyorsun. Hem zaten bak insan kaynaklarında da
tanıdığımız var. Seni hasta bakıcı yapacağım. Herhâlde onun sınavlarını
geçebilirsin değil mi, hı? Açe bak, dalga geçiyorsan
yemin ediyorum çok kızacağım ha. Ya iyi değilim diyorum.
Hâlden anlasana biraz. Allah Allah! Ne var? Biraz da ben üstün olayım ilişkimizde. Hı? Hem ilişkimize yeni bir
soluk gelir ne dersin, hı? Bak seni bu âlemin gördüğü en iyi
hasta bakıcı yapacağım. İnsanlar ne diyecek biliyor musun?
Dünyanın… Açe! Efendim? Ya bir şey söyleyeceğim. Sen
gerçekten rahatsızsın ya. Güldün mü sen? Evet, gülüyorum. Ya çalışmama zerre yardımcı olmadın… …ama bir şekilde yüzümü güldürdün. Teşekkürler güzellik. Yine evet, işte ben böyleyim. Ya belki seni pışpışlayamam, belki böyle
çalışmana yardım edemem. Ama işte ben de seni güldürürüm.
Moralini düzeltirim. Benim de doğam bu. -Öyle mi?
-Hı hı. Görüşürüz güzellik. (Müzik) (Müzik…) (…) Of! Nasıl yapıyorsun ya? Yazarak çalıştım. Sesli çalıştım. Notlar çıkardım. Yok. Yapamıyorum! Ezberleyemiyorum! Aa, Nazlı. (Ali) Nazlı. Nazlı. Nazlı dur. Nazlı. Nazlı hani ben böyle her şeyi
hızlı ezberleyebiliyorum ya… Evet, savant sendromun yüzünden. Hayır, bir tek o değil. Bir sebebim var. Bir hayalim var ucunda. -Ne hayali?
-Benimle gel. Gel, gel, benimle gel. (Ali) Gel gel, gel. (Müzik) Ferman Hoca dedi ki yarına kadar… …son on yılın vakalarını
ezberleyebilirsem… …Betüş’ün ameliyatını yapmama
izin verecek. Son on yıl mı? Ali bu imkânsız bir şey. Ama yapabilirsem kardeşler ayrılmayacak. Sen… Bana nasıl iyi geliyorsun hiçbir
fikrin yok değil mi? Ben sana yük olmuyor muyum? Yük mü? Kimse kimseye yük değil Ali. Herkes birbirine muhtaç. İnsanız çünkü. Sen bile? Sen bana muhtaç mısın? Şöyle söyleyeyim. Sen gelmeden evvel ben kaybolmuştum Ali. Yani burada… …böyle bir boşluk vardı. Hastalarla doldurmaya çalışıyordum. Onlarla fazla fazla, fazla fazla
bağ kuruyordum. İşte Ferman Hoca da beni
azarlayıp duruyordu. Ama sen geldikten sonra… …yapmıyorum artık işte. Yani… …böyle buramda… …boşluk… …galiba… …doldu. (Müzik) Sen… Yani… Ben de… Ben de… Ben de bir boşluk… Hı? Seninle birlikte… Evet? Ben… (Müzik) Sen? Ben… Ali. (Müzik) Plan iptal. (Ali) Ne planı? -Ameliyat yapılamaz.
-(Ali) Neden? Yalan söylemiş. (Müzik…) (…) (…) (Jenerik müziği…) (…) (…) (Jenerik müziği…) (…)

100 thoughts on “Mucize Doktor 18. Bölüm

  1. Kaşki Azərbaycanda da Ali kimi həkimlər olsa möcüzə yarada bilən sonuna qədər insan həyatı üçün çalışan…..

  2. Gerçekdende Ali Vefa gibi mucize insanlar var bu hayatda ben buna inanıyorum , zaten inanmak diyilmi onu mucize doktor yapan .

  3. Kendimi ikizlerin annesinin yerine koydum bi tuhaf oldum ki anlatamam… kendi kızının ölmesini karar vermen gerekiyor allah kimseye göstermesin

  4. Guzel serialdir, tibbde oxuyanlar ucun ela praktikadir, rejisor-aktyor komandasi insani butun duygulari ile teqdim ede bilir, NESLICAN fikrinde Zaur bey sizinle hemfikirem. tewekkurler!!!

  5. Beni anlamadığım bir şey var
    O büyüklükde hastahaneyi nasıl size veediler film çekmek için kullanılmıyormu ?? 🤔🤔

  6. Ya ilk te hic sevmiyodum bu dizi ama sonra cok iyi geldi bana ya ….♥bence bu diziyi sizde izlemeye…unutmayinizz TAVSIYE….💠💠

  7. Açıkcası son birkaç bölumde reytinqin azaldığını dusunuyorum,hele de bu bölumde de öyle dusunuyorum.Belki de yanılıyorum ama bence öyle.

  8. Bu gune kadar aklimda olan soru:Ali başkalarina dokunamiyorsa hastalara nasil dokunuyor?
    Bunu hep dusunurum cevabini bilenler lutfen yazsin..

  9. Bezi Azerbaycanlilar commentlerde ele davranirlar ki Türkdüler duzdu her birimiz Türküz ama bizim oz dilimiz oz adetimiz oz heyatimiz var. Onlara inat… MEN AZERİYEM A-ZE-Rİ bildiz Azeriyik 🇦🇿🇹🇷

  10. Hey sen asagiya mutlaka bak beynin biraz hikaye okusunn bikdik yorum okumakdan
    👇👇👇👇👇👇👇👇👇👇👇👇👇👇

    Bir gün bir kız çocuğu anne babasından onu karateye koymasını istiyor yalnız anne ve babası buna hiç izin vermiyor ona diyor ki sen kız çocuğusun erkek değilsin resim piyano jimnastik bale Bunun gibi şeyler Senin yapman için daha uygun çocuk yıkılıyor

    Yine çocuk okula gidiyordu ve bir anda bir araba ona çok kötü çarptı çocuğu hemen hastaneye götürdüler sag kolunu kesmek zorundaydılar kestiler

    Çocuk artik hayatini yasamiyordu yuruyen bir olu gibiydi ebeveynleri onun bu hali cok uzuluyor ama bir care bulamiyor ve annesinin aklima bir fikir geliyir oda cocuga karete hocasi bulmak…

    Hoca ilk geldigi gunde taki 1 yil sonrasina kadar tek bir hareket gosteriyor çocuk o kadar hizli yapiyor ki bu hareketi gozlerinle takip bile edemiyorsun

    Bir yil gecdikden sonra bu hocanin butun ogrencileri cok buyuk bir yarisa katiliyor ve bunlarin icinde o çocukda oluyor

    Cocuk sasiriyor ben nasil rakiplerimi yenicem hem bir kolum yok hemde sadece bir hareket biliyorum diyor hoca gonul rahatliyi ile onu yarisa gonderiyor ve ilk rakipi o hare ketle yikiyor 2 cinide 3 de ve artik final geldi finale kalan cocuk Avrupa 2 ci idi Cocuk cok korkmus hocasi yine gonul rahatliyila o hareketi yap ve neler oldugunu gor demis Çoçukda yapmis garip bir sekklde kazanmis ve şampiyon olmus hocasina sormus: Hocam pekiya ben nasil olurda ben…
    Hoca onun sozunu kesdi ve dedi:

    Bu hareketin yalnizca bir savunmasi var. Oda rakibin sag kolunu tutmak…

  11. Xanımların diqqətinə !
    Sizi evdən çıxmadan online işə dəvət edirik.💫
    İş qrafiki sərbəstdir 💎
    Hər şey tam rəsmidir ✅
    400-500azn artan gəlir 💵
    Gündə 4-5 saat vaxt sərf etməklə siz böyük imkanların sahibi ola bilərsiniz 🤩
    Səyahətlər, premiyalar, yüksək gəlirli 21 gündən bir artan maaş 💎💫🍀
    Sizdən qeydiyyatdan keçərkən heç bir ödəniş tələb olunmur 💎
    Bu piramida şirkəti deyil ❌
    Siz tam rəsmi bir işdə çalışacaqsınız 👩🏻‍💼✅
    Öz biznesinizi qurma şansını qaçırmayın 🙅🏻‍♀️
    Ətraflı məlumat üçün dm- ə yazın📥

  12. Nolur her bolumde allinin abisinin benzeri cocuk gelsin aliyi ziyerete..onun nese kaynagi olsun,arkadas olsunlar…Azerbaycandan izliyoruz .selamlar her kese .
    Bir de asistanlarin sayini artirsazmi acaba aynen doktorlar dizisindeki gibi

  13. Mucie Doktor 👍👍👍👍👍👍👍👍👍👍👍👍👍👍👍💖💖💖💖💖💖💖💖💖💖💖💖💖💖💖💖💖💖💖💖

  14. Bu diziye türklerden cok azarbaycanlilar bakiyor galiba yorumlara bakarsak hahahhaa sizi severemmm azeri gardaşlarımm

  15. eve abinin gelip ayaklarindaki terlikleri annesinin gordugu noktada resmen burnumun diregi sizladi. gozlerimden yas akmadi.

  16. البنت الصغيرة شفتها وهي اصغر بمسلسل ثاني ، صوتها تغييرر ومره كبرت بسرعة

  17. Azərbaycanlılar buradadı👍 like atın ki Mucize Doktor başa düşsün ki sadəcə ona Turklər baxmır Azəribaycanlılar da buradadı

  18. EVDAR XANIMLAR,BEYLER TELEBE QİZ VƏ OĞLANLAR 2CI IS YERI AXTARANLARIN DIQQETINE! Azerbaycanda mukemmel layiheye start verdik! Artiq evinizden çıxmadan bele, yalniz öz qrafikinize uygun sekilde çalisaraq ayliq maas ala bilersiniz! Qeydiyyat resmidir! Emek kitabcasi, sosial sigorta karti ve s. mövcuddur! Melumat üçün whatsapp nömresi 055 7461220

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *